21 Şubat 2012 Salı

çiçeğiim

bazen cidden çok koyuyor ipnenin yaptıkları.lan ben tüm olmaz dediklerime hee olur dedim o gavat için.esmer sevmezdim,kroların evrimlerini tamamlayamamış olduğunu düşünür acırdım hele yere tüküren biri için düşündüğüm tek şey "tükürüğüne basıp kayıp düşsün beyni kulaklarından fışkırsın tam kurtulduğunu sandığı an nefesine o tükürüğü kaçsın boğulsun gebersin"dir.gel gör ki kalp bu dedim ota da konmuşluğu vardır ancak bu sefer boka konuverdi olur arada sırada dedim kabullendim.o resmen gösterip vermedi.tam bitirdiğim an ona güvenmemi sağladı ve hiç beklemediğim bi an gitti.her şey çok güzelken içine sıçtı ama şuan acı çekiyor biliyorum(kendimce özel kuşlarım vardır da).bana güç veren tek şey bu.acı çektiğini biliyorum oooh diyorum beter olsun itoğluit.ama hala o kızla cıkıyor.evet benimki bayaa dengesiz.
cüzdanımda kafama attıgı bir papatya var kurudu dökülmek üzere ama bildiğin sanat eseri gibi koruyorum.arkadaşım onu buldu ve ağzıma sıcıverdi haklı aslında ama gelsin ana bacı küfretsin atmam o çiçeği bana hep yaptıgı şebeklikleri hatırlatıyo,sevdiğim hallerini hatırlatıyo.sadece bir çiçeğe çok anlam yüklüyorum ama ben onun bir bakışına da çok değişik anlamlar yükleyebilen biriyim şaşırmamak gerekir :)

XX'e ayrıcalık piliz

ilkokul aşkımın beni bırakıp 2-C deki Seçil ile seksek oynamaya başladığı gün erkeklere zerre güvenmemeye karar vermiştim.şubesini adını bile hatırlıyorum yellozun.sadece seksek oynasalar iyiydi bide bana aldığı şekeri o kaşara vermişti itoğluit.şeker diyip geçmeyelim o zaman anlamı çok büyüktü bizim için.birine şekerini verdiysen olay bitmiştir kardeş.
aslında ilk kez kreşte aşık olmuştum.adı erendi galiba.meyve suyumu paylaşmıştım onunla piç alıp üzerime fışkırtmıştı.asıl o zaman anlamam gerekirdi aslında erkeklere güven olmayacağını ama gençtim işte bilemedim.vişneliydi zaten yoksa nah verirdim ona meyvesuyumu.ne güzel günlerdi onlar ya puzzle köşesinde,lego evimizde falan kıstırıyorduk birbirimizi.vallahi yaşlandım.o zaman yaptıklarımın yarısını şimdi yap-a-mıyorum.
sonuc olarak erkeklere güvenmememiz gerektiğini bilmek için annelere iş düşüyor.o kadar XX doğuyorsunuz azcık kasında engin tecrübelerinizi de aktarı verin genlerimize.

10 Şubat 2012 Cuma

Geri Dölüşüm

Geçen gün odamı toparlayayım dedim.İstemeden de olsa temizliğe giriştim.Tüm karnelerimi,arkadaşlarımın yazdığı notları buldum, teker teker okudum.Gereksiz kağıtlarımı,çöplerimi geri dönüşüm için ayırayım dedim ve bir dosya daha çıktı.İnanılmaz şaşırdım,o dosyayı yaptığımı unutmuştum bile..İçinde yazın yazdığım günlükler,küçük küçük yazılar var.Kaybolmasın diye hepsini o dosyaya koymuşum.Atacaktım geri dönüşüme gideceklerle birlikte ama geri dönsün istemedim.İçimi döktüğüm aptal saptal kağıt parçalarını birini okudu mu acaba diye meraktan çatlarım çünkü....

3 Şubat 2012 Cuma

Aslında böyle biri değilim,aşmayı başaramadığı biri içip ağlayan biri değilim...ağlamıyorum artık en azından.O kadar boş hissediyorum ki içimi bazen.İçimdeki boşluk o kadar geniş yer kaplıyor ki artık kapıları kitledim kimseyi alamıyorum içeriye.Bir anlatabilsem hislerimi hafiflerim eminim.Ama kendim bile sıkılmışken kendimden ,yaşadıklarımdan...en iyisi açmamak kapıları kimseye hatta anahtarı üzerinde bırakıyım ki giremesin totoşlar...
Gözümü kısa bir süre kapatıveriyorum...o,sırıtan suratıyla;bütün iğrençliklerine rağmen o gülüşüyle her şeyi mahvediyor,beni mahvediyor.Açıyorum gözümü,gözümün önünden suratı gidiyor , sesi uzaklaşıp gidiyor kulaklarımdan,duyamıyorum ama gitmiyor aklımdan bıraktığı anılar,acılar.Kandırıyorum herkesi,kendimi bile bitti diye bitmediğini bile bile..kendimi kandırdığımı bilmesem işe yarayabilir belki de ama mukadderat.Hayatım boyunca duyucam belki adını,silip atamayacağım ama alışıcam buna.Onu birileriyle görmeye alışıcam,beni değil başkalarının içini ısıtacak onun gülüşü ama alışıcam.

E-ben ne diyeyim?

   Bir ağaca bakarken bile içimdeki sevgi ve acıma hissi daha fazla oluyor.Halbuki ikisi de esasında odun.Zerre acıyamıyorum.İçimden "beter olsun essoğluessek" derken buluyorum kendimi.Belki de hepimizin birilerine karşı beslediği,belki de yüzüne hiç söyleyemeyeceği,yazarak içini dökebileceği hisleri vardır.Ama istediğim kadar yazayım,anlatayım aptal gibi hissetmeme neden olan his geçmek bilmiyor efendiler.
   En kötüsü de artık çok kötü şeyler bile kötü gelmemeye başladı.O kadar canım yandı ki bundan daha fazla yanamaz heralde diyorum.Yanmıyor çünkü,hissedemiyorum.Aklıma geliyor nefes alamıyorum ve kim ne derse desin gecmiyor,unutulmuyor.Geçen tek şey zaman...Zaman geçiyor,duygumuz köreliyor ama tüm hissettiklerimizle beraber.Mutluyken onunla güldüğüm anları hatırlarken "onu unut" demek bana denebilcek en kötü şey.Ne yani her şeyi unutmalı mıyım? Hem de o benim hissettiğim her şeyken.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Hoşgel,Koşgel

"Hoş geldin" ile "Hoşçakal" arasında çok ince bir çizgi var.İnsanlara güvenerek hayatıma hoş geldin canım ciğerim diyorsun daha noktayı koyamadan hadi kaçtım ben diyerek,tüm dengenizi bozarak hayatınızdan çıkıveriyorlar.Hayır bir de o eşşoğlueşşekler yüzünden insanlara karşı olan güvenimizi yitiriyoruz;olan, hayatımızda gerçekten bir yere sahip olmak isteyenlere oluyor.Bazen o kişi biz oluyoruz.Karşımızdaki bize güvensin istiyoruz.Gözümüz korkunca hadi ben kaçtım diyenlerden de oluyoruz.Ama olmayalım kimseyi depresyona sokmayalım nutella kavanozları arasında kaybolup gitmesine izin vermeyelim.Sonra vallahi çok üzülüyorlar,perişan oluyorlar,yazık oluyor,ayıp oluyor.